Sücüllü'de dostlarla
Kimi zaman imkansızlıklar çıkar insanın karşısına. Bir şeyler yapmak istersin ama çaresiz kalırsın derken bir ışık görünüverir uzaklardan...
ZEKİ OĞUZ
Kimi zaman imkansızlıklar çıkar insanın karşısına. Bir şeyler yapmak istersin ama çaresiz kalırsın derken bir ışık görünüverir uzaklardan. Çaredir, uzatırsın elini. Yalvaç Sücüllü’de Yörük şenliği varmış, dostlar çağırıyor ama gitmek zor derken iki ışık birden göründü. Kurucaova delisi, Yörük sevdalısı Anamaslı Mehmet aradı. “ Osmaniye’den bir arkadaş Sücüllü’ye gidiyormuş, geçerken bizi alacak” diye.
Aynı gün Akşehir’den Meryem ile Nuri Haşar aradılar. “Çık gel,Yalvaç’a gidiyoruz”diye. Paylaşmayı seven güzel dostlar Meryem ve Nuri. Cumartesi sabahı erkenden Akşehir’e vardım. Çok beklemeden buluştuk dostlarla ve yola düştük. Sultandağlarını aştık yeniden. Deveboynunu geçince buz gibi suyu olan bir çeşme var. Her gelip geçişimizde orada durur kısa bir soluklanmadan sonra devam ederiz yola. Bu noktada Yalvaç, Şarkikaraağaç, Eğirdir tarafları panaromik bir manzara oluşturur. İki hafta önce de Eğirdir yolundan Burdur Aziziye’ye inmiştik. Bu sefer daha kısaydı yolumuz. Sultandağlarının kuzey eteklerinden güney eteklerine iniyorduk.Dağların güney yamaçları yeni yetişmeye başlamış çam ormanlarıyla kaplıydı.
Akşehir Yalvaç arası 45 km.kadar. Bağkonak ( Börkes ) ın içinden geçerek Kuyucak köyü yolu ile Yalvaç’a ulaştık. Buradaki ilk işimiz meydandaki koca çınarın altında birer yorgunluk çayı içtikten sonra Sücüllü’ye geçmekti. Osmaniye’ den Antalya’dan onlarca dost bizden önce gelmiş çaylarını yudumlamaya başlamışlardı bile. Yıllar öncede bu koca çınarın altında çay içmiş, şaşırıp kalmıştım.Çınarın çevresinde birçok kahve vardı ve müşteriler nerdeyse iç içe oturuyorlardı. Masalar, sandalyeler birbirinin aynıydı nerdeyse. Bunlar müşterileri nasıl ayırt ediyorlar diye bakınırken masaların üzerindeki örtülerin renklerinin değişikliğini fark ettim.Basit bir çözümle halletmişlerdi işi.
Öğle namazından sonra deve kervanını uğurladık Sücüllü’deki şenlik alanına. Dostlar cumartesi proğramını çoktan hazırlamışlar, bize de ona uymak düştü. Nail Büyüksarı Hoyran tarafında Aşağıkaşıkara köyünde tam Eğirdir gölünün kuzey ucunda balık kızartıyormuş ve bizleri bekliyormuş. Geçtiğimiz 30 km.lik yol üzerinde mükemmel meyva bahçeleri vardı. Isparta tarafına yolum düştüğünde en dikkatimi çeken şey bilinçli meyvacılık oldu.
Nail Büyüksarı halk şiiri tarzında güzel şiirler yazıyor. Eğirdir gölünün kıyısında balıkları hazır etmiş bizi bekliyordu.
Bir yığın dost bir araya gelmiştik Eğirdir gölünün kuzey ucunda. Nuri ve Meryem Haşar, İrfan Çelik ve ailesi, Mehmet Garip, Bestami Erdem, Anamaslı Mehmet, halk müziği sanatçısı Enver Çatal ve arkadaşları, Halil Karataş, Hacı Çetinkaya, Fahri Büyüksarı, Şaban Sürücü, Yukarı Kaşıkara belediye başkanı Mustafa Bıçaklı. Yemeğin sonuna doğru Antalya’dan İsmail Akçay ile eşi çıkageldiler.
Balık faslından sonra Yukarı Kaşıkara beldesine çıktık. Şaban Sürücü ile Nail Büyüksarı burada konuklara harika bir meyva sofrası hazır etmişler. Gerçekten çevrede üretilen eriklerin, şeftalilerin, kayısıların tadına doyulmuyordu.
Şenliği düzenleyen arkadaşlar dışarıdan gelen konuklar için Yalvaç öğretmenevinden yert ayırtmışlar. Yaylalara gidipte öğretmenevinde kalmak işkenceden başka bir şey değildi benim için. Konuklar dağıldıktan sonra beldenin batısında bir çeşme başına götürdü bizi Şaban Sürücü. Benimle birlikte Nuri, Meryem, İsmail Akçay ve eşi kalmışlardı. Sağolsun Şaban ilgilendi bizlerle. Bir römork dolusu odun yıkıverdi çeşme başına. Gece yarısına kadar ateşimiz sönmedi. Gece biz muhabbet ederken Şaban ile birlikte köyün gençleri geldiler yanımıza. Uzun süre sohbet ettik. Gençlerden biri ağustos ayının ilk haftasında evlenecekmiş. İlginç kına gelenekleri varmış. Gelirseniz kına gecesini çekebilirsiniz, dediler. Sevinçle kabul ettik.
Sücüllü Yalvaç’ın batısında yakın ve şirin bir köy. Pazar sabahı ona doğru şenlik yerindeydik. Şenlik yeri bir derenin içiydi. Bu sıcakta bu derenin içinde resmen yanacaklardı gelen konuklar. Şenlik yeri yeni hazırlanıyordu. Fırsattan istifade Antiokya harabelerini görelim, dedik. Geniş bir alana yayılan harabeler Yalvaç’ın hemen bitişiğinde. Birçok yerinde halen kazı çalışmaları yürütülüyor. Antik kentin kuzey batısına doğru uzanan su kemerleri insanı büyülüyor.
Koca çınarın altında kısa bir çay molasından sonra Sücüllü’ye döndük. Düziçili şair dost İbrahim Özdemir ile tanıştık. Sanal bir dostluk daha gerçeğe dönüşmüştü. Anamaslı Mehmet fazlasıyla heyecanlı, kıpır kıpır bir insan. Güzel şeyler de çıkarıyor arada. O günde Yörük çadırında otururken Sücüllü köyünden Polat Göksel’i keşfetti. Yanık, güzel bir sesi vardı Polat Göksel’in. Sanırım epey çilesini çekmişti hayatın. Hep ağıtlar söylüyordu.
Yeniden buluşmak, görüşebilmek dileğiyle, Enver Çatal arkadaşı dinleyemeden ayrıldık şenlik yerinden.