
Durali Göğüş
Vandalların Operasyon Çocukları
Akıl ve irade sahibi olarak yaratılan insan. Rabbimiz irademizi hayatın her evresinde sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlü tutmuş ve kulluğu Allaha has kılmak şartıyla bu nimete kavuşturmuştur. İyiyi, doğruyu ya da kötüyü, yanlışı tercihi insanın cüzi iradesini kullanma becerisine bırakmış. Eşrefi mahlûkat olarak yaratılan bizler fani dünyamızdaki seçimimize göre ömür yolcuğumuzu şekillendirmişizdir. İrade meselesi insanın rabbine kulluk ya da şeytana kulluk doğrultusunda yön almıştır. Fikir, düşünce ve yaşamımız irademizin resmini oluşturmaktadır. Bu resim hak ya da batıl düşüncesinin vücut bulmuş halidir. İnsanoğlu zihnini, kalbini neyle beslemişse sınavın sonunu belirleyen de beslenmiş olduğu doğru ya da yanlıştır.
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi doğrular hakikati, yanlışların seçimi de hüsranı kaosu yaşatmıştır insanlığa. Hadi şimdi başlığa konu asıl gündemimize geçelim. İnsanlık, toplumsal sistemleri yöneten güç sahiplerinin elinde, kaotik bir yaşamın içindedir. Son iki yüz yıldır hak ve adaletin insan onurunu yok ettiği herkesin malumudur. Batının Siyonist fikirle şekillenen medeniyetinin getirdiği sonuç bu maalesef. Siyonist terörün son dönemdeki Gazze soykırımı insanlık tarihine utanç karesi olarak geçmiştir. İnsanlık, batılı Siyonist fikir hâkimiyetinin zulmü, soykırımı ve soygun düzenine biçare düşmüş durumda. Şimdilerde ise Siyonist akıl hakikat medeniyetinin kurucu halkının ayağa kalkmaması için çeşitli planları, projeleri devreye sokmaktadırlar. Siyonist mahfiller de ülkemizin tam da terörsüz ülke ve yenidünya düzenindeki oyun kurucu rolü sorumluluğunu aldığı dönemde bu yükselişi sekteye uğratma projelerini devreye soktular.
Küresel toplum mühendisleri yıllardır yıkım için devreye soktukları planları boşa çıkaran bu millet için, sıradaki planı işletmeye başladılar. Türkiye’nin yükselişini, enerjisini ve birlikteliğini parçalamak için üç yıl sonrasının Cumhurbaşkanlığı seçimi ile meşgule koyuldular. Metropol şehre tüm yandaşlarını bir araya getirerek seçtirdikleri belediye başkanını sürdüler piyasaya. Parlatmak istedikleri başkanın harami genetiksel yapısını hesaba katmamışlardı. Küresel medyanın ve reklam ajanslarının parlattığı jön başkanın iç çekişmeler sonucu haramilerin soygun foyası ortaya çıkıverdi. Hesapları tutmadı tabiî ki. Evdeki hesap kutlu milletin iradesi ile suya düşmüş durumda. Artık başkanın makam odası şimdilik demir parmaklıklar arkasında hesap gününü bekleyiş mesaisinde istirahatgaha çekilmesi olmuştur. Şimdi büyük umut bağladığı, onu şımartan emperyal Siyonist kafaların sahiplenmesi umuduna bağladı kurtuluşu. Umut boş bir hüsrana dönüşmüş vaziyette. Artık Türkiye Devleti eski Türkiye değildi. Seçilmiş olmak devlete kafa tutmak hiç kimse için millete meydan okuma hakkı olamazdı. Meydan okumak ülkenin savcısını çoluk çocuğu ile tehdit etmek şımarıklığın en uç noktası oldu. Haramilik şebekesinin kimse bize dokunamaz hodri meydan çıkışına hukuk tarafından dokunulması cevap olmuştur. Masumiyet karinesi elbette saygı ile beklenilmesi gereken bir haktır. Şimdi gelelim bağlı olduğu parti liderinin, başkanını kurtarma mücadelesine. O da tamamen ayrı bir garabet çıkışı yaptı. Haramilikle suçlanan başkanının gözaltı ve tutuklanmasını bahane ederek tarihsel genetiğinde var olan sokak çağrısı yanlışına sarılma basiretsizliğine düştü. Sokakların karıştırılması geleneksel çağrısı ile hazır kıta vandalları inlerinden çıkarmış durumda. İç ve dış provokatörlerin de arayıp ta bulamadığı puslu ve kirli şartlar oluşturmaktı hedef. Hiç beklemeden yapılan ferasetsiz çağrı ile ülkenin iç barışını sabote eylemlerine dönüştürdüler karıştırıcılar. Vandallığın tarihine bakıldığında Moğollar, haşhaşiler ve paralel mankurtları görürsünüz. Yazımın ilk bölümünde irade ve zihinsel hareketimizin yaşamımıza yön çizdiğini anlatmıştık. Sanki Vandalların zihinlerindeki, kalplerindeki, inanç, sevgi ve sevda damarları, ya tıkalı ya da Siyonist fikir cerrahlarınca alınmış. Hemen işe koyuldu maskeli korsan sürüsü. Yakıp yıkmaya, vurup kırmaya, talanlara başladılar. Vandal sürüsü zincirlerini koparmış cami duvarına bevleden eceli gelmiş varlıklara dönüşmüş haldeler. Kudurmuşçasına mazlumların umudu liderin ölmüş muhterem annesine ve ailesine galiz sözlerle alçaklığın en çukur seviyesini gösterdiler bu ülkede. Yazık! Çağrınızla övünün Sayın Özel, arzuladığınız gençlik bu mu? Ülke yönetmeye talip bir genel başkan!.. Nasıl bir akla sahipsiniz? Allah aşkına. Polisle çatışacaklar el kaldırsın ne demek? Bu millet feraset sahibi bir millet siz görmüyor musunuz? Neden size iktidar verilmiyor diye hiç düşünmez misiniz? ABD, Ukrayna savaşında Avrupa Birliği Ülkelerini sokakta bıraktı. Ders alınması gereken bir durumdur akıl sahipleri için. AB Ülkeleri korunma çaresi arayışında ülkemizin liderinin kapısının eşiğini aşındırmaya başladıklarını da mı görmüyorsunuz? Utanıp sıkılmadan AB ülkelerine ülkenizi şikayet edip mandacı bir zihniyet acizliğine,basiretsizliğine düşüyorsunuz.Yazık!.. Çok yazık!..AB delegasyonunun apar topar Silivri ziyareti kimin kimlerle bağlı olduğunun apaçık delilidir.Bu milletin köklerinin genetiğinde vandallara umut bağlamış siyasetçiye yol verme yanlışlığı olmamıştır. İradesini Siyonist fikir batı medeniyetine kaptırmış olanlara ülke teslim etmemiştir. Bu asil millet inanç ve köklerine bağlı kalarak, vandalların ve onları sokaklara çağıran muhterislerin pişmanlığını ve yanlışını sabır ve sükûnet içerisinde bekliyor. Kutsallarına saldıran, valisine hakaret eden, polise taş, molotof, asit ve baltalarla saldıran anarşist ve hasta ruhluları sağduyulu bu millet çok iyi tanıyor. İşte o sağduyulu vatan sevdalıları koas ve kardeş çatışmasına düşmemekte kararlı bir duruşta.
Sokakları karıştırma, iç huzuru sabote etme genetiğinizden vazgeçin. Sokaklar çıkmaz sokak. Sosyalist maskesi altında fakir analarının çocuklarını batının zihinsel kölesine dönüştürüp gençliği yaktığınızın farkında mısınız? Siyonist uşağı çağdaş görünümlü kafalar, çekin bu ülkenin gençliğinden elinizi. Kandırılan gençler!… Sizleri inancınızın ve ülkenizin değerlerine düşman eden batıya uşak edeceklere yol vermeyin. Çağdaşlık adı ile sizleri cafelere hapseden, kapuçino fastfoot kültürü ile zehirleyenlere dur deyin!...Oralar, sizleri modern çapulcu kölelere dönüştürme mekânlarıdır. Siyonist fikir, batılı güçler operasyon çocuklarını işleri bitince bir poşet gibi çöpe atar. Örnekleri yakın tarihimizde çoktur. Siyaset mühendislerinin elinde uşaklık kültüründen bir an evvel kurtulun. Ülkemizi ve insanlığı kurtarmak yine bu kutlu ülkenin köklerine bağlı kalmakla mümkündür. İnsanlığın ve ümmetin huzur iklimi, bazılarının asla kabul etmediği olimpos dağının çocuklarının değil, Hira dağının evlatlarının iradesi ile olacaktır. Tarih 1453 ‘e bakın!.. Fatih’i türbesinde eli cebinde saygısızca meydan okuduğunu zanneden zavallı haramiye değil.